Koronavirüs ile ilgili çocuğunuzu uygun şekilde bilgilendirin

Koronavirüs ile ilgili çocuğunuzu uygun şekilde bilgilendirin

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs okulların tatil olması, bir süre için uzaktan eğitime geçilmesi, değişen yaşam alışkanlıkları nedeniyle yetişkinler kadar çocukların da gündemine girmiş durumda. Bu süreçte çocukların psikolojik açıdan olumsuz etkilenmemesi için ebeveynlerin çocukları doğru bilgilendirmesi ve onları duygusal açıdan desteklemesi büyük önem taşıyor. Anne babaların bu süreçte dikkat etmesi gereken noktaları Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Bölümü’nden Dr. Leyla Benkurt Alkaş anlattı.

Korona salgını çocukları nasıl etkiler?

Çocuklar olaylar karşısında yaşlarına ve kişisel özelliklerine göre farklı tepkiler verir. Yuva öncesi çocuk, yakın çevresindeki kişilerin duygularından doğrudan etkilenir. Bu dönemde uyku, beslenme, tuvalet alışkanlıkları değişebildiği için; çocuk huzursuz ve anne babaya daha bağımlı olabilir, daha zor sakinleşebilir. Yuvaya giden çocuk, düzeninin değişmesini önce tatil dönemi olarak algılayabilir. Büyüklerinin sözlerini, tv habercilerinin heyecanını, etraftaki kaygıyı daha yoğun hisseder. Etrafta olup biteni duyar, takip eder, tahmin edildiğinden daha fazla uyarana maruz kalır. Sorular sorar, oyunlarında bu yeni duyduğu tabloyu canlandırır. “Kaçalım, korona bizi yakalayacak, oyuncağa maske takmalıyız” gibi söylemler duyabilirsiniz. İlkokula giden çocuklar, hastalık, ölüm, bulaşma, maske, korunma, salgın kelimelerini gayet iyi anlar, etraftaki kaygı ve uyarana göre en kötü senaryoları hayal edip tedirgin olabilir. Genellikle kaygısını dağıtmak için bol soru sorar veya hiç sorun yokmuş gibi kafa dağıtıcı uğraşlara dalar. Komik videolar, değişik oyun videoları izleyip, internet üzerinden oyunlar oynar.

Çocuklara koronavirüsü anlatmadan önce biz ne yapmalıyız?

Öncelikle yetişkin olarak kendi kaygılarımızın, doğru bilgilerimizin ve vücut dilimizin farkında olmalıyız. Elimizde telefon, her gelen video, yeni bilgi ve önerilerle telaşa kapılmamalıyız. Evlerimizde çocukların da bulunduğu bir alanda ölüm, kaygı ve tartışma konulu programları sürekli takip etmeyi bırakmalıyız. Dünya Sağlık Örgütü, Bilimsel Dayanışma Kurulu, Sağlık Bakanlığı gibi şeffaf ve bilimsel bilgi veren kaynakları, belli aralarla takip etmeliyiz. Kendimiz sosyal medyadaki her şeye inanmadığımız gibi okul çocuklarımızı da bilgi kirliliğinden uzak tutmalıyız.

Ebeveynler olarak bizler de evdeki zamanı planlamalı, üretken işler yapmalı, ileriye dönük amaçlar, umutlar ve becerilerle ilgili motive olmalıyız. Sürecin nasıl olacağını ne kadar süreceğini henüz bilmiyoruz. Bir süreliğine yaşam tarzımız bu olacak şekilde yeni bir düzen kurmak yararlı olacaktır. Uyku, yemek yeme, ev içi işler, homeofis çalışma, ortak eğlence, eğitim zaman ve mekanlarımızı organize etmeliyiz. Gün ışığı saatlerinde aktif yaşamak, vakitlice uyumak (melatonin hormonu gece karanlığında çalışıp, bağışıklığımıza yardım eder), egzersiz yapmak, yeni şeyler denemek-öğrenmek (yemek, örgü, yeni bir dil, resim çizme, dolapları-çekmeceleri düzenleme, kitap okuma, günlük tutma, belgesel izleme, ailecek faaliyetler, kutu oyunları, eski fotoğrafları düzenleme…) bize de çocuklarımıza da iyi gelecektir.

Kreşe giden çocuklara koronavirüsü nasıl anlatmalıyız?

Okul öncesi çocuklara somut, basit bir şekilde ve sordukları oranda cevap vermek yeterlidir. Ayrıntılar kafalarını karıştırıp onları korkutabilir. Örneğin, “Evet, duyduğun gibi kötü bir virüs var ve bu insanları hasta ediyor. Virüs çok küçük olduğu için biz onu göremiyoruz. Bizim evimiz temiz ve güvenli. Birçok yer güvenli ama ben sana güvenli olmayan durumlarda ne yapacağımızı söylerim. Virüsleri yok etmek çok kolay. Şarkı söyleyerek, sayarak veya kum saatimiz bitene kadar ellerimizi sabunla güzelce yıkayacağız. Kalabalık yerlere giderken maske takacağız, ellerimiz kirliyken yüzümüze, burnumuza, ağzımıza sürmeyeceğiz. Zaten bu virüs çocuklarda çok hastalık yapmıyor. Bu virüs kirli yerlere dokunursak, elimizle başka yerlere seyahat ediyor. Sabun, elimizi temizleyen spreyler ve kolonya korunabiliriz” şeklinde konuşabiliriz

İlkokul çağındaki çocuklara koronvirüsü nasıl anlatmalıyız?

İlkokul çocuğunun öncelikle konu ile ilgili ne bildiğini, neler duyduğunu ve neyi merak ettiğini dinlemekle başlamalıyız. Onun gerçek, bilimsel ya da hayali bilgilerini, korku ve kaygılarını anlamadan konuşmak pek doğru değildir. Örneğin; “Söyle bakalım neymiş şu korona, ne yapıyormuş?” şeklinde onun kullandığı kelimeleri kullanarak yeni sorular sorabilirsiniz. “Bu virüsten korunabilir miyiz?,” “1,5-2 metre kişisel mesafe ne kader sence”, “Neden gerekli?”, “Sarılınca ne olur?, “Sence sen, ben yaşlı ve riskli gurupta mıyız?”, “Bağışıklık sistemimiz neymiş, onu nasıl güçlendiririz?”… Tüm bu bilgileri toplaması, anlaması, örneklerle göstermesini istemeniz çok önemlidir. Kendi kişisel hijyeni ve yaşam tarzı değişiklikleri için olaya hakim olması, kendini korumayı öğrenmesi gereklidir. Bu iletişim sırasında yanlış bilgileri düzeltmesi için, Sağlık bakanlığı ve güvenilir kaynakların içeriklerine beraber bakabilirsiniz.

Koronavirüs için evde düzen nasıl olmalı?

İnsanlar hayatlarının düzenli, kontrol altında, geleceklerinin de güvenli olmasını ister. Çocuklar için bu konu çok daha hayatidir. Bağışıklık sisteminin güçlü olması ve bedensel sağlık için ruh sağlığı çok önemlidir.

Uyku saatlerinin planlanması, sabah güne erken başlanması, düzenli yemek öğünleri, bedensel aktiviteler, kişisel mesafeye dikkat ederek mümkünse güneşli temiz hava, müzik-dans, oyun saatleri, ekran ve tercihleri, EBA ve Okul TV saatleri, evdeki sorumluluklarının tanımı, yapılması gereken düzenli işler çocuklarla konuşularak programlanmalıdır.

Okul öncesi dönemde daha çok ortak aktivite, oyun, uyku, yemek, banyo, ekran saatleri, ayarlanırken, okul çocuklarında daha ciddi bir yapılanmaya ihtiyaç vardır.

Çocukta koronavirüs salgınına karşı kaygı durum bozukluğu varsa nasıl anlaşılır?

Çocuklarda korku normal bir durumdur. Günün çoğu vaktini etkilemez, neden korktuğu bellidir, kontrol altına alınması, akılcı açıklama ve tutumlarla çocuğun sakinleştirilmesi mümkündür. Kaygı durumunda, geleceğe yönelik endişeler artıp, çocuğun yaşına göre daha küçükmüş gibi davranması söz konusudur. Bazen de aşırı bilgisayar kullanımı, dizi izlemek, abartılı yemek yeme, iştahsızlık, uyku değişiklikleri, bedensel belirtiler (baş, karın, eklem ağrıları, nefes alamama, bulantı yutma güçlüğü…), yetişkinlere yapışma, gereksiz hırçınlık, ağlama, tutturma atakları gibi durumlar olabilir. Bazen kaygı atağı ile çocuğunuzun kalp ritmi yükselebilir, terleme, yüzde solma, donup kalma davranışları ortaya çıkabilir.

Bu durumda çocuğa mümkün olduğu kadar sakin ve sevecen şekilde yaklaşılmalıdır. “Saçmalama, korkma, bize bir şey olmaz, zaten ben de sıkılıyorum, bebek misin, utan, hasta ol da gör gününü, ben hastalanayım arkamdan ağlarsın, kardeşine kötü örnek oluyorsun…” gibi söylemlerden kaçınılmalıdır.

Beraber güvenli ve mutlu hissettiğiniz bir anınızı, yaşadığınız bir yeri hayal etmek, o yerin fotoğrafını çıkarmak, resmini çizmek yine oraya gidip daha güzel anılar oluşturacağını konuşmak iyi bir gevşeme ve rahatlama sağlar. Sarılmak, onun saçını okşamak, hayal kurmak, geçmiş güzel günlerden, gelecek güzel zamanlardan konuşmak huzur verecektir.

Çocuğunuz kaygılıysa nasıl bir yol izlemelisiniz?

Kaygılı çocuk okul öncesi dönemde ise, rahatlaması için "Merak etme, çocuklarda hastalık grip gibi oluyor. Hani daha önce geçirmiştin hatırladın mı? Evimiz temiz, bizler iyiyiz, burada güvendesin. Yenİ ilaçlar, aşılar bulunuyor. Ben yanındayım" gibi cümleler kurulması uygundur.

Okula giden çocuklarda ise "Bu hastalık ciddi başka hastalığı olanlarda ve çok yaşlılarda bazı sorunlara neden olabilir.  Biz onlara bulaştırmamak için evdeyiz. Kendimizi nasıl koruyacağımızı biliyoruz. Bu dönem geçince yenilenmiş,  yeni bir şeyler öğrenmiş olmak istemez misin? Sana yemek yapmayı, örgü örmeyi, yeni bir oyunu öğretebilirim veya beraber yeni bir şey öğrenebiliriz." gibi söylemler işe yarayacaktır. Bu süreçte bazı sorumluluk ve görevler verilerek çocukların zamanı ve mekanı kaliteli kullanabilecekleri aktiviteler yapılabilir "Bu arada büyükanneni her gün belli bir saatte arayıp onlara okuduğun bir kitabı, seyrettiğin bir filmi anlatabilirsin. Beraber dolapları, çekmeceleri, fotoğrafları düzenleyelim mi?" şeklinde yaklaşımlar da ona iyi gelecektir.

Ergenlik döneminde ise gençler genellikle öğütten hoşlanmaz. Odaya kapanıp bilgisayar ve telefonla uzun saatler meşgul olabilirler. Anne babalar bu durumda sevecen bir şekilde çocuklarına güzel bir yemek isteyip istemeyeceğini ya da gerçekten yardıma ihtiyaçları olduğunu söyleyebilir.  Ergenlik dönemindeki gençlerin fikrini almak, günü kullanma konusunda öneri ve plan geliştirmesini istemek uygun olacaktır.

Güncellenme Tarihi: 25 Mart 2020Yayınlanma Tarihi: 25 Mart 2020

Benzer Sağlık Rehberleri